Sosyal Medya ve Yatırım: Bilgiye Ulaşmanın Gücü
- nfrsl

- 9 Tem
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Ağu
Eskiden yatırımcılar şirket araştırırdı. Şimdi ise çoğu zaman şirketten önce sosyal medyada hakkında ne konuşulduğuna bakıyor. Bilançodan önce tweet okunuyor, faaliyet raporundan önce kısa videolar izleniyor. Bu durumun iyi tarafları da var; bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, doğru bilgiye ulaştığımız anlamına gelmiyor.
Sosyal Medyanın Gücü
Bugün sosyal medya, borsanın en güçlü aktörlerinden biri haline geldi. Özellikle binlerce, hatta yüzbinlerce takipçisi olan hesapların tek bir paylaşımı, binlerce yatırımcının aynı anda harekete geçmesine neden olabiliyor. Bu gücü doğru (dürüst) kullananlar olduğu gibi, yanlış kullananlar ya da kendi pozisyonunu desteklemek için kullananlar da olabilir. Kimseyi peşinen suçlayamayız ama yatırımcı olarak şu soruyu her zaman sormalıyız:
Bu paylaşım gerçekten bilgi vermek için mi yapıldı, yoksa bende bir duygu oluşturmak için mi?
Çünkü borsada algı oluşturmak, şirket yönetmekten bazen daha kolaydır. Bir hisse için günlerce “kaçırmayın”, “çok ucuz”, “büyük oyuncular topluyor”, “bu daha başlangıç” gibi paylaşımlar yapıldığını düşünün. Aynı cümleleri onlarca farklı hesapta görünce insan ister istemez etkileniyor.
Psikolojik Etkiler
Psikolojide bunun bir karşılığı var; sürekli tekrar edilen bilgi, zamanla doğruymuş gibi kabul edilmeye başlanıyor. Oysa borsada en tehlikeli kararlar, kendi analizimizle değil, kalabalığın heyecanıyla verdiğimiz kararlardır. Yıllardır yazıyorum, biliyorsunuz: Mal coşkuda satılır.
Benimle özdeşleşmiş bir cümle; borsada 2+2 her zaman 4 etmez. Eğer etseydi herkes aynı bilançoya bakar, aynı hisseyi alır ve herkes zengin olurdu.
Piyasalar, matematik kadar psikolojiyle çalışır. Fiyat ile değer her zaman aynı noktada buluşmaz. Bazen çok iyi şirketler, uzun süre hak ettiği değeri göremez. Bazen de sıradan şirketler, yalnızca oluşturulan beklenti sayesinde gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlanabilir.
Örnekler ve Gerçekler
Borsa İstanbul’da bunun birçok örneğini gördük. Bir dönem sosyal medyada en çok konuşulan hisseler, aylar sonra yatırımcısına ciddi zararlar yazarken, kimsenin konuşmadığı bazı şirketler sessiz sedasız değerini katladı. Çünkü uzun vadede fiyatı sosyal medya değil, şirketin ürettiği kâr belirler.
Son birkaç yılda halka arzlara olan ilgi de bunun güzel örneklerinden biridir. Neredeyse her halka arzın ilk gün ve devamında birkaç gün tavan yapması, birçok yatırımcıda “halka arz zarar ettirmez” algısı oluşturdu. Ama “borsada garanti kazanç diye bir kavram” yoktur.
Halka arz, sonuçta bir şirkete ortak olmaktır. Şirket iyiyse kazandırabilir, pahalı fiyatlandıysa yıllarca bekletebilir. Sadece halka arz olduğu için yatırım yapmak, temel analizi tamamen devre dışı bırakmak büyük bir yanılgıdır.
Çıkar Çatışmaları ve Bilgi Paylaşımı
Bir başka konuya geçelim: Çıkar çatışmaları. Sosyal medyada herkes aynı amaçla paylaşım yapmıyor. Gerçekten bilgi paylaşan, emek veren insanlar olduğu gibi, elindeki hisse yükselsin diye paylaşım yapanlar da olabilir. Bazıları bunu açıkça belirtir, bazıları belirtmez.
Ayrıca yüksek takipçi sayısı, paylaşılan bilginin doğruluğunu garanti etmez. Takipçi sayısı ile yatırım başarısı arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Yatırımcıların en büyük hatalarından biri de bunu birbirine karıştırmasıdır. “Bu kadar takip eden boşuna takip etmiyordur?” düşüncesi birçoklarını batırdı. Bir de takip ettiklerinin kullanıcı adında doktor, uzman, finansçı, lisanslı analist yazıyorsa, takip eden sorgulamayı bırakıyor. Hepten uçurum kıyısında trade ediyor.
Sosyal Medyanın Faydaları
Ben sosyal medyanın tamamen kötü olduğunu düşünmüyorum. Aksine, doğru kullanıldığında inanılmaz faydalı bir araçtır. Haberleri daha hızlı öğrenirsiniz, sektörleri takip edersiniz, farklı bakış açıları kazanırsınız. Ama sosyal medya, karar verme mekanizmanız olmamalıdır. Olsa olsa dikkatinizi çeken bir konunun başlangıç noktası olmalıdır. Sonrasında masaya oturup şirketi siz incelemelisiniz. İncelemeyecekseniz sosyal medyadan uzak durmalısınız.
Temel Analiz ve Yatırım Stratejisi
İşte burada temel analiz devreye giriyor. Temel analiz, sadece F/K, PD/DD oranına bakmak değildir. Önce ekonomiyi anlamaktır. Sonra sektörü değerlendirmektir. Ardından şirketin satışlarını, kârlılığını, borçluluğunu, nakit akışını ve büyüme potansiyelini incelemektir. En sonunda ise şu soruyu sormaktır: “Bu şirketin bugünkü fiyatı gerçekten makul mü?”
Benim yatırım anlayışım, hiçbir zaman başkalarının ne aldığı üzerine kurulmadı. Ben şirket satın almaya çalışıyorum, fiyat hareketi kovalamaya değil. Çünkü kısa vadede fiyatı insanlar belirleyebilir ama uzun vadede değeri şirket belirler. Eğer borsada gerçekten istikrarlı ve sürdürülebilir kazanç hedefliyorsanız, önce kendi kararlarınızı verebilmeyi öğrenmelisiniz. Bunun yolu da sosyal medyadan tamamen uzaklaşmak değil; sosyal medyanın etkisinden bağımsız düşünebilmektir. Bir paylaşımı gördüğünüzde hemen “Almalı mıyım?” diye sormayın. Önce “Neden almalıyım?” sorusunun cevabını şirketin finansal tablolarında arayın.
Unutmayın; sosyal medya size bir hisseyi gösterebilir. Ama o hisseye ortak olup olmayacağınıza karar verecek olan kişi sizsiniz. Eğer bu kararı başkalarının heyecanıyla değil, kendi analizinizle verebilirseniz, borsada yalnızca daha fazla kazanmazsınız; çok daha az hata yaparsınız. Ve çoğu zaman yatırım başarısını belirleyen şey, yapılan doğru işlemlerden çok, yapılmayan yanlış işlemlerdir.
Sonuç ve Öneriler
“Ben bunları zaten biliyorum… Şimdi hangi hisseyi alacağız?” dedin mi içinden? Gülme… Biliyorum, dedin. 😄
Hatta yazının bu kısmına kadar sabredip, “Tamam abi, güzel anlattın da artık üç hisse söyle de işimize bakalım.” diyenler de olmuştur. İşte tam da bu yüzden bu yazıyı yazdım. Çünkü ben size üç hisse yazsam, belki birkaç gün konuşulur. Ama size doğru düşünmeyi öğretebilirsem, hayatınız boyunca önünüze çıkacak binlerce hisseyi kendiniz değerlendirebilirsiniz.
Yine de sözüm söz… En beğendiğim 3 hisseyi yazıyorum:
Temel Analiz
Sabır
Disiplin
Biliyorum… Bunlar Borsa İstanbul’da işlem görmüyor. Ama uzun vadede en yüksek getiriyi sağlayan “yatırım araçları” olduklarına da hiç şüphem yok. 😊




Yorumlar