Kar Eden Şirket Fakirleşebilir mi?
- nfrsl

- 6 Tem
- 4 dakikada okunur
“Borsada 2+2 Her Zaman 4 Etmez”
Borsada bilanço açıklandıktan sonra yatırımcıların ilk baktığı kalem genellikle net dönem karıdır. Şirket geçen yılın aynı dönemine göre karını %80 artırmışsa, çoğu kişi için analiz tamamlanmıştır.
“Rekor kar”, “Muhteşem bilanço”, “F/K daha da ucuzladı.” yorumları sosyal medyada uçuşur.
Peki şu soruyu kaç kişi soruyor?
Bu kar gerçekten kasaya girdi mi?
İlk bakışta gereksiz bir soru gibi gelebilir. Sonuçta şirket kar ettiyse para kazanmıştır diye düşünebilirsiniz. Ancak finansal analiz tam da burada başlar. Çünkü muhasebe ile finans her zaman aynı dili konuşmaz!
Gelir tablosu şirketin ne kadar kar ettiğini gösterir.
Nakit akış tablosu ise çok daha önemli bir sorunun cevabını verir:
“Bu kar gerçekten nakde dönüştü mü?”
İşte borsada 2+2’nin her zaman 4 etmediği noktalardan biri de budur. Açalım biraz…
Günlük hayattan basit bir örnek düşünelim.
Bir müteahhit olduğunuzu varsayın.
100 milyon TL değerinde daire sattınız.
Tapular devredildi.
Muhasebeye göre satış gerçekleşti.
Gelir oluştu.
Kar yazıldı.
Fakat müşterilerin tamamı size iki yıl vadeli çek/senet vb. verdi.
Bugün gerçekten 100 milyon TL kazandınız mı?
Hayır.
Bugün yalnızca 100 milyon TL tahsil etme hakkı kazandınız.
O para gelene kadar çalışan maaşlarını, kredi taksitlerini, vergileri ve faizleri, aracınızın yakıtını… yine cebinizdeki nakitle ödemek zorundasınız.
Şirketlerde de mantık tam olarak böyledir.
Muhasebe açısından kar oluşabilir ama kasaya para girmemiş olabilir.
İşte yatırımcıların en sık yaptığı hata burada başlıyor.
Net dönem karını görünce şirketin zenginleştiğini düşünüyor. Oysa gelir tablosunda görülen her karın arkasında mutlaka bir nakit girişi olmak zorunda değildir. Hatta bazı şirketler tek bir lira ilave nakit üretmeden bile oldukça yüksek net dönem karı açıklayabilir.
Nasıl mı? Hadi biraz daha örnek vereyim 😅 bu da benden olsun…
Kur farkı gelirleri
Özellikle döviz cinsinden alacakları bulunan ihracatçı şirketlerde bu durum sık görülür.
Şirketin tahsil etmediği 100 milyon dolar alacağı olduğunu düşünelim.
Kur 35 TL’den 40 TL’ye yükseldiğinde şirketin kasasına tek bir dolar bile girmemiştir. Ancak bilançodaki alacağın TL karşılığı arttığı için gelir tablosuna yüz milyonlarca liralık kur farkı geliri yazılabilir.
Net dönem karı artar ama kasadaki para ise değişmez.
Gerçeğe uygun değer artışları
Bir şirketin yatırım amaçlı gayrimenkulleri veya belirli finansal yatırımları olabilir.
Yıl sonunda yapılan değerleme sonucunda bu varlıkların değeri yükselirse, muhasebe standartları bazı durumlarda bu artışın gelir tablosuna yansıtılmasına izin verir.
Şirketin net karı büyür.
Ancak şirket ne binasını satmıştır ne de kasasına yeni bir para girmiştir. Sadece bilançodaki rakam değişmiştir.
Ertelenmiş vergi gelirleri
Bilançolarda en fazla gözden kaçan kalemlerden biridir.
Özellikle son yıllarda enflasyon muhasebesinin uygulanmasıyla birlikte bazı şirketler yüz milyonlarca, hatta milyarlarca liralık ertelenmiş vergi geliri yazdı.
Net dönem karı ciddi şekilde yükseldi.
Ancak bu artışın şirket kasasına giren nakitle doğrudan bir ilgisi yoktu. Var mıydı? Yoktu. Tamamen muhasebesel bir kayıt işte…
İştirak gelirleri
Şirketin ortak olduğu başka bir şirket kar etmiş olabilir.
Muhasebe kuralları gereği bu karın belirli bir bölümü ana şirketin gelir tablosuna yansıyabilir.
Ancak ortada henüz dağıtılmış bir temettü yoktur.
Kasaya giren para yoktur.
Buna rağmen gelir tablosunda kar oluşur.
Bu kadar çok örneği de bir yerlerde “fiktif kar” yazan olursa ne anlama geliyor aklınızda olsun diye yazdım. Kahvede, halısahada, bayramda kayınpedere falan hava yaparsınız :)
Varlık satışları
Belki de yatırımcıların en sık yanıldığı noktalardan biri budur. Burada para var ama işten gelen para değil…
-Fiktifle karıştırmayın.-
Şirket yıllardır bilançosunda duran arsasını, fabrikasını veya yatırım amaçlı gayrimenkulünü satar.
Bir anda milyarlarca liralık satış karı oluşur.
Net dönem karı rekor seviyeye ulaşır.
Peki şirketin esas faaliyetleri gerçekten güçlenmiş midir?
Yoksa yalnızca elindeki bir varlığı satmıştır?
Çünkü fabrika satışıyla elde edilen karı her yıl tekrar etmek mümkün değildir.
Kaliteli kar ile tek seferlik kar arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar.
Bütün bu örneklerin ortak noktası şudur:
Muhasebe kuralları; gelirin hangi dönemde yazılacağını, değerleme farklarının nasıl muhasebeleştirileceğini ve bazı kalemlerin kara nasıl yansıtılacağını belirler. Ancak bunların önemli bir kısmı şirket kasasına aynı anda nakit girdiği anlamına gelmez.
Bu nedenle finansal tablolar içinde yatırımcıya şirketin gerçek nakit üretme gücünü en açık gösteren tablo, nakit akış tablosudur.
Bu nedenle yalnızca net dönem karına bakarak şirket değerlendirmek çoğu zaman eksik bir analizdir.
Asıl sorgulanması gereken şunlardır:
Açıklanan karın ne kadarı faaliyetlerden geliyor?
Ne kadarı kur farkı, değerleme veya ertelenmiş vergi gibi muhasebesel gelirlerden oluşuyor?
Faaliyetlerden elde edilen nakit, net karla aynı yönde hareket ediyor mu?
Şirket gerçekten para mı kazanıyor, yoksa sadece muhasebe karı mı üretiyor?
İşte kaliteli finansal analiz ile (sosyal medya temel analizciliği) yüzeysel bilanço okuma arasındaki fark tam da bu sorularda gizlidir.
Son yıllarda özellikle yüksek enflasyon döneminde bu ayrımı daha net görmeye başladık. Bazı şirketler enflasyon muhasebesi, kur hareketleri veya tek seferlik satış gelirleri sayesinde oldukça güçlü net karlar açıklarken, faaliyetlerden yaratılan nakit aynı ölçüde artmadı. Bazılarında ise tam tersi yaşandı; net kar mütevazı kaldı ama operasyonlar güçlü nakit üretmeye devam etti. Uzun vadede finansal dayanıklılığı belirleyen çoğu zaman ikinci grup oldu.
Çünkü şirketler muhasebe karıyla yaşamaz.
Bankalar kredi taksitini net dönem karıyla tahsil etmez.
Çalışan maaşları muhasebe kayıtlarıyla ödenmez.
Vergiler gelir tablosundan karşılanmaz.
Hepsinin ortak dili aynıdır:
Nakit.
Bu nedenle bilanço incelerken ilk sorulması gereken soru “Şirket ne kadar kar etti?” olmamalıdır.
Asıl soru şudur:
“Şirket gerçekten para kazandı mı?”
İşte bilanço okuyan yatırımcı ile finansal analiz yapan yatırımcı arasındaki fark da burada başlar.
Şöyle havalı bir lafla bitireyim;
Muhasebe karı yatırımcıyı heyecanlandırabilir. Ancak şirketleri ayakta tutan şey kuru heyecan değil, sıcak nakittir. İşte bu yüzden borsada 2+2 her zaman 4 etmez.
Naif Resul




Yorumlar